<< February 2010 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
 01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28


If you want to be updated on this weblog Enter your email here:



rss feed



Listed on BlogShares

Konuyla alakası yok ama bide bunlar var

HiPpIeThAt
fErRuH MaViTuNa
bMeRt
sAdUn

Tuesday, June 28, 2005
Rol Değişimi

Üstün mutasyon faciası ile domatesin ezikliği birleştirildi.







İşte size yeni robomatik

Posted at 01:05 pm by ozgurh
Comments (3)  

Monday, June 27, 2005
Kıraç Vakası

Efendim malumunuz rap camiasında doğaçlama olayları ayrı bi güzeldir. Beyin sürekli işlem halinde çalışarak bir sonraki cümle öbeğini çıkarmaya uğraşır. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi birinci vazifesi uygun kafiyelerle anlamlı anlamsız sözleri çıkarmaktır.


Ceza olayına gelince olayı hiç görmedim ama tahminimce şöyle olmuş olabilir.


Dünya .oktan
İnsanlar Aç // işte bu noktada uygun kafiyeyi bulup cümleyi bitirmek gerekiyor.
.ötünü .ikiyim Kıraç....



Yoksa çok fecimi salladım.??

Posted at 01:08 am by ozgurh
Comments (3)  

Sunday, June 19, 2005
Dün Gece...

Dün gece iki şişe absolute etkisiyle olsa gerek birbirimizin telefon defterindeki kızları rastgele arıyarak dalga geçme girişiminde bulunduk. Fakat çok beceriksiziz galiba hepsinde yakalandık.

Sanırım sanat dalı olarak tiyatro değilde müziği seçmekle çok doğru bi karar vermişim.

Posted at 08:25 am by ozgurh
Comments (5)  

Monday, June 13, 2005
Analitik düşünce ve Hesaplanamayan ihtimaller üstüne

Efendim malum havalar ısındı diyelimki bir arkadaşınıza misafirliğe gittiniz. Herşey iyi güzel muhabbet gayet saygın bir biçimde devam ediyor. yiyecek içecek vs... eski günlerdende konuşuyorsunuz tatlı tatlı. Fakat oda ne. Birden alttan sizi bi şeylerin sıkıştırdığını hissetmeye başladınız. Tabi arkadaşınızın ikramlarını kıramayıp sürekli tıkınmanın sonucu olarak gayet doğal karşılamak lazım. Neyse arkadaşınıza tuvaletin (lavabo değil tuvalet... lavaboya şapıcak haliniz yok herhalde) nerde olduğunu sordunuz. Arkardaşınızda size oraya kadar eşlik etti. İşte şimdi stres sizi sarmaya başladı. Lavabo oturma odasının hemen yakınında ve oturma odasında televizyon yada müzik seti gibi gürültü çıkarabilecek herşey kapalı (Gözünü sevdiğiminin türk adetleri.) İçeri girdiniz ve sizden çıkacak senfoninin duyulmaması yada örtbas edilmesi için ihtimalleri yoklamaya başladınız. İhtimaller şunlar :

a-) tam işinizi göreceğiniz sırada sifonu çekersiniz. (güzel bir taktik ama sifonu yukarda olan yerlerde işe yaramaz)

b-) Musluğun yakınındaysanız işinizi görecekken musluğu açarsınız işiniz bitince kapatırsınız. (Bunuda bana gelen bi kız arkadaşımdan öğrendim ama bence musluğu açıp kapamak yerine sürekli açık tutmak daha mantıklı)

c-) Öksürmek gibi garip sesler çıkarmak ama özellikle aynı anda ikisini birden yapabilmek zordur.

şimdi tabi (*)bodorf durumuna düşmemek için kibarca işinizi hallettiniz fakat biraz uzun sürdü. Neyse hiç bi rezillik yaşamadan bu durumdan kurtuldunuz ve gönül rahatlığıyla yerinizden kalkmaya hazırsınız.


Şimdi ağır çekimde olayı izleyelim ve geçmişe bir göz atalım. İlk cümleyi hatırlıcak olursak :

Efendim malum havalar ısındı......

şimdide biraz öncesine bir bakalım

kibarca işinizi hallettiniz fakat biraz uzun sürdü......

tabi bu sıcak havalarda işinizin uzun sürmesi sonucu klozet kapağı terden bacaklarınıza yapıştı.

Şimdi ağır çekimde izliyoruz :


Yavaşça kalkıyorsunuz ve klozet kapağıda sizinle birlikte 3-5 santim kadar havalanıyor. Daha sonra klozet kapağı yer çekimine yenik düşerek son sürat yere doğru çakılmaya başlıyor ve çarpışma noktasında inanılmaz bir gürültüyle duruyor.

İşte şimdi mahvoldunuz. Karizmayı bozmamak için o kadar sarfettiğiniz tüm çabalar boşa gitti. Buraya kadar herşey iyiydi. Ama son anda beklemediğiniz bir golle olay yerinden mağlup ayrıldınız. Üzülmeyin bir sonraki sefere daha tecrübeli olarak bir deneyim yaşayacağınızdan şüpheniz olmasın...




*bodorf : Nichollen Bodorf 1823-1845 yılları arasında yaşamış ünlü düşünür. çok kuvvetli ıkınma sonucu beyin damarları çatlamış ve gencecik yaşta hayata veda etmiştir. O günden beri bu vakalar Bodorf vakası olarak anılır. (Büyük Britannica Cilt 5/127)

Posted at 01:07 pm by ozgurh
Make a comment  

Friday, June 10, 2005
Müsahit bi yerde indirirmisiniz

Normalde yüksek ses ile konuşan insanlardan pek haz etmem ama sanırım minübüs eşrafıyla birlikte seyrederken ihtiyacım olan yerde inmek için işe yarıyor diyebilirim. Bu tarz cümleler kuranlardanda hoşlanmam ama minübüste inerken kullandığım cümleye dikkat edince biraz garip geldi. Ben şahsen "Müsahit bi yerde indirirmisiniz" diyorum. Sonra düşününce komik geldi tabi. İndirirmisiniz ne demek. Şöför dışarı çıkarak minübüsün kapısını dışardan açıp buyrunmu dicek sanki. Yada Müsahit bi yerde suratıma bi tane okkalı bi yumruk indirirmisiniz gibi oluyor. Yada penguen karikatürleri gibi müsahit bi yerde adam pantolonunu indirince vericeğim tepki ne olur  :

Zenci ise : Ohaaaaaaaaa
Japon ise : Kapat kapat allahın cezası.

Posted at 03:24 pm by ozgurh
Comment (1)  

Thursday, June 09, 2005
İhtimalleri kaybetmek

İnsan elinin altında bir çok ihtimal olmasından hoşlanır. Ama kararlılığada ihtiyaç duyar. Bu konuyu sanırım sevgili olaylarına benzeticem. Yani bir tane kesin olması güzeldir ama ihtimallerimizde olmalıdır. hep birilerini el altında tutarız ve hep birilerinin elinin altında dururuz aslında. Takıntılıyız sanırım. Karakterimizden gereken tavizi veririz bu uğurda ve ısrarla reddederiz.  Kaçan balık büyük olur ilkesinden yola çıkarsak kendimizi balık lokantasında yalnız başımıza yemek yerken bulabiliriz. Bu yüzden gelene merhaba gidene eyvallah diyip kendimizden ödün vermemek lazım.

peki ya diyemezsen.....

O zaman sen suyu ısıt ben geliyorum....

Posted at 03:02 pm by ozgurh
Comments (2)  

Thursday, June 02, 2005
Nicolai Rimsky Korsakov - Flight Of The Bumlebee

Sene 1800 lü yılların 3.4. çeyrekleri ve 1900 lü yılların başı. Malum müzik dünyası tabi. Yine şimdiki gibi ipini koparanın müzisyen olduğu dönemler. Her gün yeni bir 45’lik çıkıyo. Yok efendim Paganini bilmem kimle basıldı yok efendim. Tarrega’nın Sahne kostümü rezaletti Haftanın rüküşü oldu falan böyle bir dönem yani. İşte bu dönemde Korsakov bu kötü gidişi ve klasik müzikteki (tabi o zaman modern müzikti) benzerleşmeyi önleyici bir parça yapmaya karar veriyor. Zaten ayırt edilir bir tarzı olan Korsakov yaptığı bu parça ile müzik dünyasında adını tescilliyor. Bu parça ile ilgili Korsakov ile kısa bir röportajımız şimdi onu yayınlıyoruz.

 

Spiker : Sayın Korsakov sizin için bu parça ile ilgili ciddi eleştiriler var bu konuyla ilgili olarak ne diyeceksiniz.

 

Korsakov : Evet bunları bende duydum. Bu parçanın müzikal bir değer içermediğini sadece marjinallik adına yapıldığını söylüyorlar. Ama malum bu devirde müzikte doğadan etkilenmek moda biliyorsunuz. Bende öyle yaptım.

 

Spiker : Bu parçayı yaparken bir yaban arısının uçuş seslerini kaydettiğiniz ve daha sonra bunu bilgisayar adı verilen bir aletle işleyerek bu parçayı yaptığınız söyleniyor.

 

Korsakov : Bu iddalar kesinlikle asılsız hem bi kere daha bilgisayar icat edilmedi hem edilse bile bu tarz bir wave process yazılımının yazılması çok uzun sürer.

 

Spiker : Peki malum bu parçaya uzun bir sürenizi verdiniz ve bu parçanın Sadece Tom-Jerry  çizgi filmlerinde Tom-Jerryi kovalarken çalması hakkında ne düşünüyorsunuz ??

 

Korsakov : Tom-Jerry mi ??? Severek izliyoruz.


Posted at 12:38 pm by ozgurh
Comment (1)  

Saturday, May 21, 2005
Avrovizyon Şarkı Yarışması

Yarışma yeni bitti ve Yunanistan kazandı. Bu havaların tuttuğunu bilseydik bizde Davut Güloğluyla katılırdık o zaman Yunanistanın şansı kalmazdı. Benim favorilerim switzerland ve russia idi. Ama iki ülke aktif dış politika izlememenin bedelini bu yarışmalarda böyle ödüyor. Müzikler bu yarışmada sadece aracı oluyor. Asıl olay ülkeler arası ittifak yani oyları müziklerin kalitesi değil ülkeler arası yakınlık belirliyor. Ayrıca Celine Dion vari slow, romantik parçalarında (Malta, İsrail gibi) az çok bi yerlere geliceğini tahmin ediyodum. Öyle oldu zaten. Türkiye beklediğimden daha iyi bi derece aldı (Gurbetçilerimiz sağolsun). Gerçi yapabileceğinin en iyisi sanırım buydu.

Posted at 03:48 pm by ozgurh
Make a comment  

Thursday, May 19, 2005
Geç olsun güç olmasın.

Sanırım ilk entry heyecanı yaşıyorum. Zaten saat gece yarısını geçmiş, kalan yarısının 1/5 i ile oyuncak almış. Yani demem odurki daha ne kalmış hayattan bize. Küçük çiçekleri saksılara koyup evde klasik müzik eşliğinde yetiştirmek istiyorum ve birazda uyku lazım sanırım. İçine biraz baharat, biraz yeşillik ve birazda sevgi katınca daha güzel olucaktır hayat. (Ona ne şüphe)


Posted at 03:21 pm by ozgurh
Comments (2)  

Previous Page